Aklın İnkar Ettiği İddia Edilen Bir Hadis
Çarşamba, Mayıs 13, 2009 22:17İddia: Siz ez-Zuhrî’den o Ebû Seleme’den o da Ebû Hurayra’dan o da Rasulullah’tan onun (S.A.V)
-”Ben şüphe etmeğe babam (dedem) İbrahim’den (A.S) daha Iayığım. [425]
-Allah Lût’a (A.S) rahmet etsin,bulabilseydi “rükn-ü şedîd” e (kuvvetli bir dayanağa) sığınacaktı. [426]
-Eğer Yusuf un (A.S) çağırıldığı şeye davet edilseydim kabul ederdim. [427]” dediğini rivayet ettiniz. Bu ise İbrahim’e (A.S), Lut’a (A.S) ve kendi şahsına hakaret etmek demektir.
Cevap: Biz deriz ki -Allahın lütfü sayesinde- bu hadiste onların dediği şeylerin hiçbiri mevcud değildir. Rasulullah’ın “Ben şüphe etmeğe babam İbrahim’den (A.S) daha layığım” demesine gelince bu “Bir vakit İbrahim şöyle demişti:
-Ey Rabbim,ölüleri nasıl diriltirsin? bana göster.
Allah “Ölüyü dirilttiğime inanmadın mı?” buyurdu.
İbrahim: “Evet inandım, fakat kalbim tam yatışsın diye sordum”dedi” (2.el-Bakara:260) âyeti nazil olunca bu âyeti duyan bazı kimselerin “İbrahim (A.S) şüpheye düştü fakat bizim Peygamberimiz şüpheye düşmedi” demeleri üzerine söylemiştir. Rasulullah da tevazuundan ve İbrahim’i (A.S) kendinden üstün tutarak “Ben şüphe etmeye babam İbrahim’den daha layığım” demiştir. Yani bu sözüyle “Biz ondan daha aşağı derecede olduğumuz halde şüpheye düşmedik o nasıl şüphe eder?” demek istemiştir. İbrahim’in (A.S) “…fakat kalbim tam yatışsın diye..” demesinin manası ise, yani “..(ölünün diriltilmesini yakinen görüp mutmain olmam için..”demektir. Yakin de iki türlüdür. Bunlardan biri işitme suretiyle, diğeri de görmek suretiyle elde edilen yakindir. Görme yoluyla olan yakîn, bu iki yakînin en kuvvetli olanıdır. Bu sebepten Rasûlullah, Musa’nın (A.S) kavminin buzağıya tapmalarından bahsedilince “Haber verilen şey gözle görülen gibi olmaz.[428] demiştir.
EBÛ MUHAMMED: (Rasûlullahın bu sözünün manası şudur:) Allah (C.C) Musa’ya (A.S) kavminin buzağıya taptığını haber verdiği zaman, Musâ elindeki levhaları atmadı. Fakat bizzat gözüyle onların buzağıya taptıklarını görünce, kızıp öfkelendi, levhaları attı ve levhalar parçalanıp dağıldı. Keza mü’minler kıyamet, Ba’s (dirilme), Cen-net, Cehennem bütün bunların hepsinin hak olduğuna yakinen inanırlar. Kıyamet günü ise -Kıyameti görüp müşahade ettiklerinde- onların yakinleri daha kuvvetli olacaktır. İşte İbrahim (A.S) de iki çeşit yakinin en kuvvetlisi olan görme suretiyle, kalbinin itminana kavuşmasını arzu etmiştir.
Rasulullah’ın (S.A.V) “Allah Lut’a (A.S) rahmet etsin, bulabilseydi bir rükn-ü şedîd’e (kuvvetli bir dayanağa) sığınacaktı” sözüne gelince: Burada Rasulullah, Lut’un (A.S) kavmine söylediği “Keşke size karşı bir kuvvetim olsa, yahut kuvvetli bir dayanağa (sağlam bir topluluğa) dayansam (sığınsam)” (ll.Hûd: 80) sözünü kasdetmekte, göğsünün daraldığı, kavminin yaptığı kötülüğe karşı sabrmin taştığı o zamanda, Lut’un (A.S) yanlışlık yaptığını kastetmektedir. Halbuki Lut (A.S) bu sözü söylediği anda en kuvvetli rükn (=dayanak) olan Allah’a sığınmakta ona dayanmaktaydı. (Hadis imamları),”Allah, Lut’tan sonra gönderdiği bütün Peygamberleri, kendi kavmi içersinden kendisine yardımcı olan ve koruyan bir grupla birlikte göndermiştir.” demişlerdir.
Rasulullah’ın( S.A.V) “Yusuf un çağrıldığı şeye çağrılsaydım, elbette (hemen) icabet ederdim” sözüne gelince: Yani Yusuf (A.S), uzun bir sıkıntı çektikten sonra hapisten çıkması istendiğinde, gelen elçiye “Efendine dön ve ellerini kesen kadınların hali nedir? diye sor” demiş ve o anda (hemen) hapisten çıkmamıştır. Allah (bu ayette) Yusuf’un sabır ve temennisini göstermektedir. Rasulullah, “Onun yerinde ben olsam ve hapisten çıkmam istenseydi, hiç durmaz hemen çıkardım.” demiştir.Bu sözü de onun tevâzuundandır. Rasulullah, Yusuf un yerinde olsaydı ve hemen hapisten çıksaydı veya Yusuf (A.S) elçi ile beraber hapisten çıksaydı, bu hareket onlar için bir noksanlık veya günah teşkil etmezdi. Yusuf (A.S) hemen hapisten aceleyle çıkmamakla. Allah’tan gelen meşakkatlan ağır kabul etmediğini, fakat kendisinin sabır sahibi ve meşakkatlerin sevabını Allah’tan bekleyen biri olduğunu ve bunun için hemen aceleyle hapisten çıkmadığını ifade etmek istemiştir. [429]
—————————————————-
[425] BUH: 60/ 11.
[426] BUH: 60 / 11.19.HAN: 2 / 326,332,350.
[427] BUH: 60/ 11.
[428] HAN: 1/ 215.271.
[429] İbn Kuteybe, Te’vilu Muhtelifi’l Hadisi Müdâfaası, Kayıhan Yayınları: 184-186.


