Bir Köy Muhtarsız Olmaz…

Çarşamba, Mart 3, 2010 18:11
Posted in category Genel, Makaleler

Bedizzaman Hazretleri’nin belkide en iyi bilinen bir vecizesi vardır:

Bir köy muhtarsız olmaz.
Bir iğne ustasız olmaz; sahipsiz olamaz.
Bir harf katipsiz olamaz, biliyorsun.
Nasıl oluyor ki:Nihayet derecede muntazam şu memleket Hakimsiz olur?

Sanki bu vecize ile Allah ve İslam adına sorulan tüm sorulara cevap verilmiş. Hani olurya birşeyin özü denilir işte bu sözde tüm cevapların özü mahiyetinde.

Bir köy muhtarsız olmaz.

Hiçbiryer yoktur ki küçük olsun büyük olsun bir yöneticiye ihtiyaç duymasın! Burası kocaman bir ülke de olsa; küçücük bir köy de olsa fark etmiyor. En ilkel  kabileler bile (ilkel olarak günümüz teknolojilrine uzak olmalarını kastediyorum, yoksa düşünce olarak bizden üst seviyede bile olabilirler) bir yönetici seçerler, insan bir şeyi hayal edince hep onda yöneten de hayal etmiştir belki de vücudumuzu yöneten organ hangisidir sorusu da bu psikoloji ile sorulmuştur. Öyleyse yöneticinin var olması bir elzemdir! Eğer yöneticinin olduğu yerde düzenden bahsediliyorsa, mükemmel bir düzen ile işleyen şu kainatta neden yöneticiden bahsedilmesin? Eğer yönetimin olmadığı bir yerde de karmaşa varsa, neden kainatın yöneticisiz olduğunu iddia edenler kainatta bir tane bile karmaşa gösteremiyorlar? Bakın Kuran-ı Kerim böyle insanlara nasıl meydan okuyor!

O ki yeri göğü tabaka tabaka, bir biri ile ahenkli olarak yarattı. Rahman olan Allah’ın yarattığında hiçbir düzensizlik göremezsin. Haydi gözünü bir çevir de bir bak, hiç bir çatlak görecek misin ? Sonra gözünü tekrar tekrar çevir ve yine bak, O göz aradığı kusuru bulamadan zelil ve bitkin bir halde sana dönecektir. (Mülk, 67/ 3-4)

Madem bir köy bile muhtarsız yani yöneticisiz olmuyor, öyleyse şu hadsiz büyüklükte ve mükemmelikte olan kainatta yöneticisiz olamaz!

Bir iğne ustasız olmaz; sahipsiz olamaz.

Sanat en basit olarak iğne ile ifade edilir. Bir sanat muhakkak sanatçısına ihtiyaç duyar. Mesela bir tabloya bakarken o tabloyu yapan ressamı düşünürsünüz, ona hayret edersiniz.

Yada bilim harikası olan Asimo’yu seyrederken onu meydana getiren Bilimadamlarını düşünmemek elde değildir. Asimo’nun hareketleri nasıl yaptığını değil de o hareketleri ona nasıl yaptırdıklarını düşünürüz. Hayreti Bilimdamlarına duyarız.

Buzdan yada kumdan yapılmış onlarca yapıta bakarken de hep o sanatı meydana getiren sanatçıya hayret ederiz. O sanatçıya olan hayretimiz, yapıta olan hayretimizden daha büyük olur.

Madem sanat sanatçıyı hatırlatır ve hiçbir sanat sahipsiz değil; öyleyse sanatların en güzelini ve en mükemmelini barındıran kainat ta sanatçısını hatırlatmalıdır.

Bir harf katipsiz olamaz, biliyorsun.

Bediüzzaman Hazretleri kainatı bir kitaba benzetir. Ona göre kainat bir kitap ise her yaratılan bir cümleyi, her yaratılanın bölümleri ise harfi temsil ediyor. Bunda haklıdır da, çünkü bir ağaç cümle ise ağacın yaprakları kelime, hücre ise harf gibidir.  Hatta bu kitap kendi içinde kitap bile olabilir. Mesela DNA başlı başına bir kitap bile olabilir, onda kodlanan bilgiler ile ciltler dolusu kitabın yazılacağını bilim insanları inkar etmiyorlar.

Düşünsenize DNA bir canlının projesi gibidir. Onda o canlının tüm bilgileri kayıtlıdır. Göz rengi, gözün yeri, başın şekli, büyüklüğü, kalbin şekli ve çalışma biçimi gibi herşey bunda kayıtlıdır ve sadece dört harften meydana gelmiştir bu muazzam proje!

Bir örnek verelim:

Yağmurlardan sonra büyürmüş başak

Meyvalar sabırla olgunlaşırmış

Bir gün gözlerimin ta içine bak

Anlarsın ölüler niçin yaşarmış

Yağmurlardan sonra büyürmüş başak

dna_500Yukarıda ki dizeleri okurken “Sezai Karakoç’u” hatırlamamak mümkün değil, ayrıca hayret ile okuduğumuz bu dizelerin aslında sadece 29 harfin farklı dizilimi sonucunda oluştuğunu hatırlatmak isterim. İşte bunun gibi DNA’da sadece 4 harften meydana gelmiştir yani bu dört harf aslında Hayat Alfabesidir!

Madem Mona Roza şiiri Sezai Karakoç‘u hatırlatıyor; öyleyse DNA ve DNA gibi mükemmel kitaplar da Allah’ı hatırlatmalıdır.

Sonuç olarak

Her nasıl bakılırsa bakılsın, ister bir kitap olarak, ister mükemmel bir düzen olarak, ister bize sunulmuş bir sofra olarak bakılsın Allah’ı görmemek akıl karı değildir. Zaten vecizenin sonunda bu konu bu şekilde bağlanmıştır. Bunca şey sahibini hatırlatırken

Nasıl oluyor ki:Nihayet derecede muntazam şu memleket Hakimsiz olur?

 

EbdA

VN:F [1.8.4_1055]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.8.4_1055]
Rating: 0 (from 0 votes)
You can leave a response, or trackback from your own site.

Leave a Reply